
Nimetlerin değerini kaybettikten sonrasında anlar pek çok insan. Şükret deseniz, neyim halihazırda ki şükredeyim bile diyebilir.
İçinde bulunduğu nimetlerin değerini takdir etmeyenler ellerindeki lütuf olarak sunulan ve hiç karşılık beklenilmeden kendilerine verilen ve şükretmeleri gereken bunca nimete karşı inkâr yolunu seçer.
Bolluk olunca bizim insanımızın zaafları ortaya çıkar. Elime para geçerse okul yaptıracağım, yol yaptıracağım, çeşme akıtacağım diyenlerin ellerine para geçince sanki kendisi değildir artık.
Aynı kişi farklı biri olup çıkmıştır karşınıza.
Kendisini eğlenceye vermiştir. Çoğu insanla selamı bile kesmiştir. Çok parası vardır artık. Çalışarak kazandığına inanır.
Gerçektende çalışmıştır ama imtihan dünyasında olduğunu unutmuştur. Berekete karşılık hayır yoluna harcaması gereken kazancını, uygun olmayan yerlerde ve mekânlarda harcar. Her yıl ürünün aynı bollukta olabileceğini düşünür.
ihtimal dahilinde de daha çok çoğalacağını düşünerek ahlaki değerleri yok sayabilir de belli olmaz. Ortamını bulabilmiş olduğunda pek çok kişiler geçmişini unutur.
Bu safhadan sonrasında ondan ötürü geçmişi unutarak, yıllardır özlemini çekmiş olduğu maddi varlığa ulaşmanın zevkini çıkarmaktır tek amacı.
Varlık sarhoşu olduğundan kim uyarsa da para etmez. Para insanın en büyük imtihanıdır. Çok paraya kavuşan insanlar almış oldukları değerleri çiğnemiyorsa gerisinden korkmamak gereklidir.
Fakat parayı görünce olarak bulunmuş olması gereken değerleri çıkarıp atmakta ve de eleştirdiği alana kayıyorsa geleceğini kararttı demektir.
Kırsal bölgede ki, insanımızın eline para biraz çok geçerse akıla hayale gelmedik yerlerde parasını sarf ediyor.
Şehirlerde büyüyenlerden daha iyi biliyor bir takım eğlence merkezlerini. Çevrenizde şahit olanlarınız vardır.
Bu sene ekilen sebze para ederse, o sebzeden çok para kazanan insanımız yatırım yapmayı aklına bile getirmez.
Eğlenmek için kendi muhitinin sınırlarının dışına gider. Akşama kadar ovada çalışır, zahmetlerle kazanmış olduğu kazancını il dışında, bir gece de harcar gelir.
Ev ahalisinden biri ihtiyacını söylese ona kızar. Asabileşir, bin bir bahane bulabilmekte.
Nimetlerin sürekli bir şekilde bulunmuş olması hepimizin arzusudur.
Yetkilinin biri kazada elma bahçesine gider. Geçen yıla göre verim azdır. Yönetici ürünlerinin kıt olduğundan üzüldüğünü dile getirir.
Geçtiğimiz yıl ne kadar boldu. Yüzünüz gülmüştü, emeğinizi kat be kat almıştınız. Bu yıl yarısı bile yok der. Doğruları söyler ve perdenin önündekini açıklar.
Tarla sahibi der ki; Efendim hiç tasalanmayın. Yönetici şaşırır ben hallerine üzülüyorum, yetiştirici üzülmeyin diyor.
Çünkü der, köylü geçtiğimiz yıl gerçekten ürünlerden çok para kazandık bir o kadar da biz şımardık.
Kimisi eşinden boşandı, kimisi eğlenmek için büyük şehirlere gece gitti, sabah geldi. Üretici der ki, bizim elimize çok para geçerse kısa sürede şımarırız.
Bu gibi olayı daha öncede bir başkası ifade etmişti. Kazandığımız parayı yerli yerince harcamalıyız.
Aile bireylerinin rızasının dışında harcamamalıyız. Önceliğimiz asli ihtiyaçlarımızı karşılamak olmalıdır.
Hayır, için para harcarken bile idareli sarf etmemizi isteyen inancımızın gereği olarak hayır para verirken ölçülü olmalıyız.
Parası çok bulunan insanın hali, fakirlik halindeki davranışlarıyla örtüşüyorsa ona ne mutlu.
Sinop adının geçtiği her zaman akla gelen yeşil ve mavinin birlikteliği, farklı coğrafyası yanı sıra sürgünleri, kaçmanın imkâ
