
Balıkçının tezgâhının üstündeki vitrininden, balıkçının tezgâhının altına düşmüş olan bu cansız balık, tezgâhın üstünden altına mı terfi etmiş gibi görünüyor? Hayır efendim. Kendisi boğazla çevrili derin, karmakarışık, bol akıntılı, hatta abartırsak: hayallerle dolu sulardan, yerde birikmiş bir avuç yağmur suyuna terfi etmiştir.
Biraz ötesindeki mazgalın boşluklarından aşağıya sarkan bir gurup balık daha vardır. Burada gayet açıktır ki, balıkların ölüleri bile tekrar denize ulaşmaya çalışmaktadır. Çok romantik düşünceler bunlar ama geçiveriyor aklımdan işte.
Akşam oradan el ayak çekilince martılar onları mazgallardan, tezgâh altlarından süpürüp de kötü mü edecekler? Hayır, yediklerini sindirip onları tekrar boğazın sularına yollayacaklardır.
Bu balıkların, virgül kadar kalplerinin böyle yok olması hoşuma gidiyor değil! Aksine tezgâhın karşısında onları düşünürken dudağımın hüzünle büküldüğünü gören birkaç vatandaş mutlaka vardır. Üstelik balıkçı buna bizzat şahit olmuştur.
Biliyorsunuz, balık sağlığa çok yararlıdır, efendim onun da hayattaki rolü, sağlıklı olmasıyla değişir.
Ama benim zaafım, balığın, daha da dramatik yapacak olursak: bu deniz gezgini canlının, tezgâhın altında zavallıca ve bir çöp gibi durmasınadır.
Ergül Miray Şahin
Sinop adının geçtiği her zaman akla gelen yeşil ve mavinin birlikteliği, farklı coğrafyası yanı sıra sürgünleri, kaçmanın imkâ
