MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.
"Türkiye AKP hükümeti tarafından meçhule sürüklenmektedir. Bölücülüğün yaydığı kanserli iklim yayılmaktadır. Farklılıkların özendirilmesi bu sürecin sonucudur" diyen Bahçeli, AK Parti ve BDP'nin kavga eden bir görüntü verdiğini ancak bu iki partinin işbirliği halinde olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Bakanların Diyarbakır'a yaptığı geziye ve burada verdikleri mesajlara da değinen Bahçeli, "Türk milletini temsil eden hükümetin mensuplarının Türkçe dışında bir dili savunmaları kabul edilemez" şeklinde konuştu.
Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyle:
"Bozuk sicilli bakanları Türk milletine hakaret ettikleri kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortadadır.
Görevlerini bırakıp hıyanet yarışına mı girdiler? Vatansever milletvekilleri bu rezilliğe daha ne kadar katlanacaksınız?
Bu ülke bölünmüştür de bizim haberimiz mi yoktur?
Savcılar bu kepazeliklere daha ne kadar sessiz kalacaktır?
Adı Bakan Türk milletine bakmayan bu çürümüşlerden mutlaka hesap soracaktır.
Aziz milletimiz AKP’yi siyaset çöplüğüne yollayacaktır.
'ÖCALAN'I AFFEDECEKLER'
İblisin yolunu yalnız BDP değil AKP de eşlik etmektedir. Bunlar siyaseten yapışık ikizleridir.
AKP’nin açılımı ve BDP’nin özerkliği aynı projenin iki şeklidir.
İmralı canisinin affı ikisinin de gündemindedir.
Üniter yapının bozulması ikisinin de niyetidir.
‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü duymak ikisini de rahatsız etmektedir.
Milli değerlerden ikisi de rahatsızdır. Federasyon konusunda benzer düşünceler içindeler. Barzani'nin Suriyeli Kürtleri bir araya getirmesi yanı başımızda zaman ayarlı bombanın her an patlayacağı görülmüştür.
'ERDOĞAN KÜRDİSTAN'A ONAY VERİYOR'
Erdoğan bir yanda Irak tüm Iraklıların derken dört ayaklı Kürdistan'a onay vermektedir. Önce özerklik arkasından iki dilli ortak kurucu devlet ardından federal devlet ve sonra birleşik Kürdistan batağına hızla yol almaktadır.
Kürdistan taleplerini arsızca dile getirmeleri bulanık güzergâhın alıştırma ve ısındırma hamleleridir. AKP büyük zan ve töhmet altındadır. Geçim derdiyle boğuşan vatandaşları çaresiz bırakmıştır.
PKK ve İmralı canisine af dayatılacaktır. Zaten AKP dünden buna niyetlidir. Bir an için kabul edelim PKK devlet yapılanması. Bununla ilgili bilgi ve belgeleri nerededir? Kanıt bulmadan kulaktan dolma haberlerle bölücü örgütü devletle irtibatlandırıyorlarsa müfteriliğin nazik bir tanımlama kendi hayırlarına olacaktır.
PKK ile AKP arasında rol paylaşımı mı yapılmıştır. Bu itibarla AKP zihniyeti kendisinin bölücülüğü nasıl canlandırdığını görmeli ve bunun kaygısına düşmelidir.
Bölücü taleplerin yeni anayasa içinde şekillenmesini sağlamak için her türlü çaba gösterilmiştir. Bölücülük dozajını artırmak istiyorsa Erdoğan'ın önünde ne yazık ki engel yoktur.
Bölünme rüyası görenler kâbusla uyanacaklarını bilmelidirler. AKP temel tercihlerini artık yapmalıdır. Kimin yanında durduğunu açıklamalıdır.
İmralı adasını yazlığa dönüştürecek her adıma kapalı olacağız. Anadilde eğitim taleplerine aşılmaz bir duvar olacağız. Türk milletinin birlikte yaşama ülküsünü inşallah zayıflatmayacağız.
DİYARBAKIR'DAKİ KAZILAR
Diyarbakır'da kemik ve kafatası bulunması yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiştir. Eğer ortada cinayet varsa gereğinin yapılması gerekir. Neresi şüpheli görülüyorsa oranın kazılması elzem haline gelmiştir.
Failli meçhul olarak görülen kuşkuların giderilmesi zorunluluktur. Hükümet faili meçhul karmaşasını çözmeli ve üstesinden gelmelidir. Türk milleti kazı siyasetinden yorulmuştur.
Aziz vatanın her yerinde kefensiz kahramanlar yatmaktadır. Arkeolojik kazılarla sonuç aramaya çalışan AKP zihniyeti kendine gerekçe oluşturmaya çalışmaktadır. Çanakkale'yi de kazmayı aklınızdan geçiriyor musunuz? Dumlupınar'ı da gündeminize alacak mısınız? Vatan evlatlarının yattığı yerlere iş makineleri sevk edecek misiniz?"
AKP VE BDP AYNI SAYFANIN İKİ YÜZÜ
Bahçeli, "bugünkü şartlarda etnik temelli bölücülüğün, iktidar partisi eliyle ve desteğiyle kendisinin bile şaşırdığı hızla mesafe aldığını" öne sürdü.
"Böylesi bir olumsuzluğun ilerletilmesinde, demokrasinin gerekçe gösterilmesi beyhude bir çırpınış ve gayretten öte bir anlam taşımayacaktır" ifadesini kullanan Bahçeli, "Bizim için vazgeçilmez olan, birlikte yaşamaya sahip çıkmak, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun, her insanımızı eşit ve onurlu bir şekilde görmek ve kabul etmektir. Demokrasi millet varlığı içinden 'başkası' oluşturmanın, 'yabancı' meydana getirmenin bir vasıtası olarak görülmemelidir" diye konuştu.
Farklılık tanımlamalarının körleşmeyi, kemikleşmeyi ve kutuplaşmayı davet edeceğini savunan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu düşmanca ve şeytanca içeriğe sahip olan siyaset üslubu, içinden geçtiğimiz zaman diliminde karşımızdaki en büyük tehdit olarak kendisini göstermektedir. Türk milletinin varlığından rahatsız olan tüm mihraklar bu alandan yayılan fitne ışığında toplanmışlardır. Bizi muhannete muhtaç etmek isteyen, son yurdumuzda etnik öbeklere ayrılarak birbirimize düşmemizi dileyen kim varsa bu şeytani zihnin etrafında bir araya gelmiştir. AKP ile BDP aynı yolun iki yolcusu, aynı rotanın iki takipçisi, aynı
sayfanın iki yüzüdür. AKP ile BDP isim ve kelime farklılığı dışında her şeyiyle örtüşen bir sinsiliktir, karanlık emeldir ve milletimizin hayat hakkını eritmeyi hedefleyen asit siyasetinin iki failidir. AKP ile BDP, aynı yolu değişik kılıkta yürüyen, aynı amacı farklı sözlerle sahiplenen bir vücudun iki ayağıdır. Bu nedenle, Başbakan Erdoğan'ın BDP ile kavga edişi günü kurtarmaya dönük sanal bir diklenmedir. Karşılıklı söz düelloları, ithamlar, yüksek perdeden konuşmalar AKP ile BDP arasındaki siyasi ulaşımın gizli şifrelerini barındırmaktadır. AKP ile BDP içtikleri bölücülük iksirinin gereğini gönül rahatlığıyla ve büyük bir heyecan içinde yapmaktadırlar."
-"Siyasi bölücülerin arayıp da bulamadığı..."-
TRT Diyarbakır stüdyolarındaki açılış törenine de değinen Bahçeli, "ortaya çıkan manzaraların her açıdan ibretlik olduğunu" söyledi.
"Yaşananlar, siyasi bölücülerin arayıp da bulamadığı gelişmeleri ortaya çıkarmıştır" diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı olma sıfatını taşıyan bu şahısların, ayrımcılığın dibine batmaları ve bölücülüğün seline kapılarak şuurlarını kaybetmeleri büyük bir talihsizlik olmuştur. Kaldı ki Kürtçe'yi öven, Kürtçe konuşan ve bunu da marifetmiş gibi gösteren bu aymazlığın hoş görülebilecek hiçbir tarafı olmadığı açıktır. Elbette bizim kimsenin ana diline bir itirazımız yoktur. Hiçbir vatandaşımızın diline kinimiz, tahammülsüzlüğümüz de bulunmamaktadır. Herkes anasının dilini doğal ve doğru olarak konuşabilecek ve kullanabilecektir. Ancak, Türk milletini temsil eden ve siyasi sorumluluk üstlenmiş bir iktidarın, Türkçe'nin dışında başka bir dilin savunuculuğuna tevessül etmesi tarafımızdan asla kabul edilemeyecek ve görmezden gelinemeyecektir. Bizim için tek ve vazgeçilmez bir kural vardır, o da Türk devletinin dilinin tek ve bunun da Türkçe olduğu hususudur. Başbakan Erdoğan, medyada köşe tutmuş eski dostlarına tazminat davası açmakla uğraşacağına, bakanlarına odaklanmalı ve gereğini süratle yapmalıdır.
Kabinenin ağlayan üyesinin, Kürtçe'yi kast ederek, 'Elbette bunu öğrenmemiz, dinlememiz, anlamamız gerekiyor. Çünkü bir lisan, bir insan. Bir insanın kimliğini kabul ediyorsak, dilini de kabul etmemiz lazım' ifadeleri, hakikaten de bir yol ayrımında olduğumuzu açıkça göstermektedir. AKP'nin içinde bulunan, millet ve vatan sevgisinden asla şüphe duymadığım vatansever milletvekilleri bu rezilliklere daha ne kadar katlanacaklardır? Hükümetin bu bölücü ve art niyetli üyelerini daha ne kadar taşıyacaklar, haklarını ne kadar yedireceklerdir?"
-"Ne zaman fark edecektir?"-
Bahçeli, "Hükümetin içinde vatanına bağlı, milletine sevdalı bakanlar ne zaman bulunacaktır?" sorusunu yöneltti. Bahçeli, şöyle konuştu: "Cumhuriyet'i savunmakla mükellef savcılar kepazeliklere daha ne kadar sessiz duracaklardır? Sürekli örgüt peşinde koşan hukuk anlayışı, AKP'nin bölücü şahsiyetleriyle BDP'nin kin kusan bereketsizlerini ne zaman fark edecektir? İnanıyorum ki adalet gecikse de Türk milleti, aziz varlığını parçalamayı ve bölmeyi amaçlayan yüzsüzlerin, seviyesizlerin ve vicdansızların yakasından gün gelecek yırtarcasına tutacak ve gerçek adaleti inşallah tesis ettirecektir. Yeminlerini çiğneyen, ayrımcılığın piyonu ve sözcüsü haline gelen adı bakan, ama gerçekte Türk milletine dönüp de bakmayan bu çürümüşlerden, elbette bir gün mutlaka hesap sorulacaktır. Aziz milletimiz bunu da büyük bir gönül rahatlığıyla yapacak ve AKP'yi Allah'ın izniyle siyaset çöplüğüne yollayacaktır."